Genetik Yatkınlık
İştah, tokluk, yağ depolama ve enerji harcamasıyla ilişkili genetik özellikler kilo gelişimini etkileyebilir.
Obezite yalnızca vücut ağırlığındaki artış olarak değerlendirilmemelidir. Kan şekeri, tansiyon, kolesterol, karaciğer yağlanması, uyku, hormonlar, kas kütlesi ve yaşam alışkanlıkları kilo yönetimini doğrudan etkileyebilir. Uzm. Dr. Derya Güneş, kilo verme sürecini geçici diyetler yerine kişinin sağlık durumuna, metabolik risklerine ve yaşam koşullarına göre planlanan uzun dönemli bir tedavi süreci olarak ele alır.
Obezite, vücutta sağlığı olumsuz etkileyebilecek düzeyde yağ dokusu artışıyla ilişkili kronik bir hastalıktır. Gelişiminde genetik yatkınlık, iştah ve enerji düzenleme mekanizmaları, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, uyku, stres, kullanılan ilaçlar ve çevresel koşullar rol oynayabilir.
Beden kitle indeksi, vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle hesaplanan pratik bir tarama ölçümüdür. Ancak vücuttaki yağ dağılımını, kas kütlesini veya obeziteye bağlı organ etkilenmesini tek başına göstermez.
Bu nedenle değerlendirmede beden kitle indeksinin yanında bel çevresi, tansiyon, kan şekeri, kolesterol, karaciğer fonksiyonları, uyku düzeni ve kişinin fiziksel kapasitesi gibi farklı göstergeler de ele alınır.
Kilo kontrolü; iştah hormonları, genetik yapı, uyku, stres, ilaçlar, hastalıklar ve yaşam çevresinden etkilenir. Tedavinin suçlayıcı değil, bilimsel, sürdürülebilir ve kişiselleştirilmiş biçimde planlanması gerekir.
Kilo artışı çoğunlukla tek bir nedene bağlı değildir. Tedavi planı oluşturulurken kilo vermeyi veya verilen kiloyu korumayı zorlaştıran faktörler birlikte değerlendirilir.
İştah, tokluk, yağ depolama ve enerji harcamasıyla ilişkili genetik özellikler kilo gelişimini etkileyebilir.
Enerji yoğun, işlenmiş gıdalar, düzensiz öğünler ve şekerli içecekler kilo artışına katkıda bulunabilir.
Günlük hareketin azalması ve uzun süre oturma enerji harcamasını ve metabolik sağlığı etkileyebilir.
Yetersiz uyku, düzensiz uyku saatleri ve uyku apnesi iştah ve enerji düzenleme mekanizmalarını bozabilir.
Uzun süreli stres, duygusal yeme atakları ve yeme davranışı sorunları kilo yönetimini zorlaştırabilir.
Tiroid hastalıkları, insülin direnci, diyabet ve bazı hormonal bozukluklar kilo sürecini etkileyebilir.
Bazı psikiyatrik ilaçlar, kortizon içeren tedaviler ve farklı ilaç grupları kilo artışına katkıda bulunabilir.
Yaşla birlikte kas kütlesi, hormonlar, hareket düzeyi ve yağ dağılımında değişiklikler oluşabilir.
Çok kısıtlayıcı ve sürdürülemeyen programlar kas kaybı, yeme atakları ve tekrar kilo alımıyla sonuçlanabilir.
Obezitenin sağlık üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişir. Değerlendirmede mevcut hastalıklar ve henüz belirti vermeyen metabolik riskler birlikte incelenir.
İlk değerlendirmede kişinin kilo öyküsü, metabolik sağlığı, günlük yaşamı ve tedavi beklentileri birlikte ele alınır.
Kilo artışının başlangıcı, önceki kilo verme girişimleri ve verilen kiloların tekrar alınıp alınmadığı incelenir.
Öğün düzeni, açlık-tokluk durumu, atıştırma, gece yeme ve duygusal yeme davranışları değerlendirilir.
Kilo, boy, beden kitle indeksi, bel çevresi, tansiyon ve gerekli diğer ölçümler yapılır.
Diyabet, insülin direnci, tiroid bozukluğu, hipertansiyon, kolesterol ve yağlı karaciğer riski değerlendirilir.
Yaşam tarzı, davranış değişikliği, medikal tedavi ve gerekli ileri tedaviler kişinin durumuna göre ele alınır.
Kilo değişimi, kas kaybı, yan etkiler, kan sonuçları ve tedavi hedefleri düzenli kontrollerle değerlendirilir.
Her hastada aynı tetkiklerin yapılması gerekmez. İncelemeler kişinin yaşı, sağlık geçmişi, belirtileri, kullanılan ilaçları ve mevcut riskleri doğrultusunda planlanır.
Kan şekeri ve HbA1c diyabet riskini; kolesterol ve trigliserid değerleri kalp-damar riskini; karaciğer testleri ise yağlı karaciğerle ilişkili değişiklikleri değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Tiroid fonksiyonları, böbrek değerleri, bazı vitamin düzeyleri ve klinik gereksinime göre hormonal incelemeler de planlanabilir.
Obezite tedavisi tek bir diyet listesinden oluşmaz. Beslenme, fiziksel aktivite, uyku, davranış değişikliği, medikal tedavi ve kilo koruma planı birlikte ele alınır.
Tedavi kişinin günlük yaşamına uyarlanmalı ve uzun dönemde sürdürülebilir olmalıdır.
Yaşam tarzı düzenlemelerinin tek başına yeterli olmadığı uygun hastalarda obezite tedavisinde kullanılan reçeteli ilaçlar değerlendirilebilir.
İnternetten veya kontrolsüz kaynaklardan temin edilen kilo verme ürünleri yanlış doz, sahte ürün, ilaç etkileşimi ve ciddi yan etki riski taşıyabilir. Tedavi; kişinin hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve kontrendikasyonları değerlendirilerek planlanmalıdır.
İştah, tokluk ve metabolik mekanizmalar üzerinde etkili olan bazı enjeksiyon tedavileri obezite yönetiminde kullanılabilir. Ancak bu tedaviler kozmetik veya kontrolsüz hızlı kilo verme uygulamaları değildir.
Tedavi kararı verilirken beden kitle indeksi, bel çevresi, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve önceki kilo verme girişimleri değerlendirilir.
Bulantı, kusma, kabızlık, ishal, safra kesesi sorunları, sıvı kaybı ve kas kütlesi azalması gibi riskler açısından takip gerekebilir. Kullanılan diğer ilaçların dozları da kilo kaybına göre yeniden düzenlenebilir.
Tedavinin başarısı yalnızca verilen kilogramla değil, sağlık göstergelerindeki iyileşme ve verilen kilonun korunmasıyla değerlendirilir.
Kontrollerde kilo ve bel çevresinin yanında kan şekeri, tansiyon, kan yağları, karaciğer değerleri, uyku, fiziksel kapasite ve günlük yaşam kalitesi değerlendirilebilir.
Hızlı kilo kaybı sırasında kas dokusunun korunması, yeterli protein alınması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi önemlidir. Gereğinden fazla kısıtlayıcı programlar beslenme yetersizliği ve kas kaybına neden olabilir.
Kilo verme hızı yavaşladığında tedavinin başarısız olduğu düşünülmemelidir. Vücudun uyum mekanizmaları, ilaç kullanımı, uyku ve beslenme düzeni yeniden değerlendirilerek plan güncellenebilir.
Yaşam tarzı ve medikal tedaviyle yeterli sonuç alınamayan, obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunları bulunan uygun hastalarda metabolik veya bariatrik cerrahi seçenekleri değerlendirilebilir.
Cerrahi kararı yalnızca kilo değerine göre verilmez. Hastanın genel sağlık durumu, ameliyat riski, beslenme alışkanlıkları, psikolojik hazırlığı ve uzun dönem takibe uyumu birlikte ele alınır.
Cerrahi sonrasında vitamin-mineral eksiklikleri, protein alımı, kas kaybı, kan şekeri ve kilo değişimi açısından düzenli dahiliye ve ilgili uzmanlık takibi gerekir.
Kilo verme tedavisi sırasında şiddetli karın ağrısı, durmayan kusma, belirgin sıvı kaybı, bayılma, bilinç değişikliği, göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya ağır alerjik reaksiyon belirtileri gelişirse acil sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır.
Evet. Obezite; genetik, nörobiyolojik, çevresel, davranışsal ve sosyal faktörlerin etkileşimiyle gelişebilen kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır.
Beden kitle indeksi pratik bir tarama ölçümüdür; ancak tek başına yağ dağılımını, kas kütlesini ve obeziteye bağlı organ etkilenmesini göstermez. Bel çevresi ve sağlık riskleri de değerlendirilmelidir.
Hayır. İştah, tokluk, hormonlar, genetik yapı, uyku, stres, kullanılan ilaçlar ve çevresel koşullar kilo yönetimini etkileyebilir.
Yetişkinlerde metabolik hastalıkların ve ilaç tedavilerinin değerlendirilmesi için iç hastalıkları uzmanına başvurulabilir. Gerektiğinde diyetisyen, endokrinoloji, psikiyatri, göğüs hastalıkları veya cerrahi birimlerle birlikte çalışılabilir.
Hayır. İlaç kararı kişinin kilo düzeyi, bel çevresi, eşlik eden hastalıkları, önceki tedavileri ve ilaçların riskleri değerlendirilerek verilir.
Uygun hastada, doğru doz ve düzenli hekim takibiyle kullanılabilir. Ancak her hasta için uygun değildir ve sindirim sistemi yakınmaları, sıvı kaybı, safra kesesi sorunları veya kas kaybı gibi riskler açısından izlenmelidir.
Obezite kronik bir hastalık olduğu için tedavi sonlandırıldığında iştah ve kilo düzenleme mekanizmaları yeniden değişebilir. İlaç bırakma ve kilo koruma planı doktorla birlikte yapılmalıdır.
İnsülin direnci iştah, kan şekeri değişimleri ve metabolik risklerle ilişkili olabilir. Ancak uygun tedavi ve yaşam tarzı planıyla kilo yönetimi mümkündür.
Tiroid bezinin yavaş çalışması kilo artışı, halsizlik, üşüme ve kabızlığa katkıda bulunabilir. Ancak tüm kilo artışları tiroid hastalığından kaynaklanmaz.
Çok hızlı ve kontrolsüz kilo kaybı kas kaybı, beslenme yetersizliği, safra taşı ve verilen kilonun yeniden alınması riskini artırabilir. Hedef ve hız kişiye göre belirlenmelidir.
Obezite kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğu için takip süresi kişiye göre değişmekle birlikte uzun dönemli olabilir. Kilo verme sonrasında kilo koruma dönemi de tedavinin parçasıdır.
İzmir Bornova’da obezite takibi, metabolik risk değerlendirmesi, sağlıklı kilo verme ve kişiye özel medikal tedavi için Uzm. Dr. Derya Güneş ile iletişime geçebilirsiniz.


Görüşme kaydını bize iletmek ve dönüş almak için bilgilerinizi bırakabilirsiniz.