Tip 1 Diyabet
Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücreleri etkilemesi sonucunda gelişir. İnsülin tedavisi yaşam için gereklidir.
Diyabet, kan şekerinin sürekli yüksek seyretmesine neden olan kronik bir metabolizma hastalığıdır. Kontrolsüz kan şekeri zaman içinde kalp, damar, böbrek, göz, sinir sistemi ve ayak sağlığını etkileyebilir. Uzm. Dr. Derya Güneş, diyabet tedavisini yalnızca HbA1c değerini düşürmeye yönelik değil; kilo, hipoglisemi riski, böbrek fonksiyonu, kalp-damar sağlığı, beslenme ve kişinin günlük yaşamı üzerinden planlar.
Diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi, üretilen insülini etkili kullanamaması veya her iki durumun birlikte bulunması nedeniyle kan şekerinin yükselmesidir.
İnsülin, glukozun kandan hücrelere geçerek enerji kaynağı olarak kullanılmasına yardımcı olan bir hormondur. İnsülin etkisi yetersiz kaldığında glukoz kanda birikir.
Diyabet tedavisinin amacı yalnızca anlık kan şekerini düşürmek değildir. Uzun dönem komplikasyon riskini azaltmak, hipoglisemiden kaçınmak ve kişinin günlük yaşamını sürdürülebilir biçimde desteklemek gerekir.
Beslenme, ilaçlar, fiziksel aktivite, kilo, tansiyon, kolesterol, uyku, sigara kullanımı ve organ taramaları birlikte ele alınmalıdır.
Tedavi planı diyabetin türüne göre önemli ölçüde değişir. Her yetişkinde yüksek kan şekeri tip 2 diyabet anlamına gelmez.
Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücreleri etkilemesi sonucunda gelişir. İnsülin tedavisi yaşam için gereklidir.
İnsülin direnci ve zaman içinde insülin üretiminin yetersiz kalmasıyla gelişir. En sık görülen diyabet türüdür.
Gebelik sırasında ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Kadın hastalıkları ve gerekli uzmanlıklarla yakın takip gerektirir.
Kortizon başta olmak üzere bazı ilaçlar kan şekerini yükseltebilir ve tedavi gerektirebilir.
Pankreatit, pankreas ameliyatı veya farklı pankreas hastalıkları sonrasında gelişebilir.
Genetik diyabet türleri ve hormon hastalıklarıyla ilişkili diyabet seçilmiş hastalarda araştırılabilir.
Tanı laboratuvar testleriyle konur. Belirti bulunmayan kişilerde anormal sonuç çoğunlukla ikinci bir testle doğrulanır.
Belirtiler, kilo değişimi, gebelik, ilaçlar ve ailede diyabet öyküsü değerlendirilir.
Açlık glukozu, HbA1c, rastgele glukoz veya oral glukoz tolerans testi kullanılabilir.
Klinik tablo uyumsuzsa otoantikorlar ve insülin üretimini gösteren testler değerlendirilebilir.
Tansiyon, kolesterol, böbrek, karaciğer ve kilo durumu değerlendirilir.
Hastalık süresi ve diyabet türüne göre göz, böbrek, sinir ve ayak değerlendirmesi yapılır.
Kan şekeri hedefi, ilaçlar, beslenme, hareket ve kontrol zamanı birlikte belirlenir.
HbA1c, alyuvarların yaşam süresi boyunca glukoza maruz kalmasını yansıtır ve son birkaç aylık kan şekeri ortalaması hakkında bilgi verir.
HbA1c hedefi herkeste aynı değildir. Yaş, diyabet süresi, gebelik, kalp-böbrek hastalıkları, hipoglisemi riski, yaşam beklentisi ve tedavi yükü hedefi etkiler.
HbA1c tek başına günlük dalgalanmaları veya hipoglisemiyi göstermeyebilir. Ev ölçümleri ya da sensör verileriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Tedavi; kan şekeri düzeyi, kilo hedefi, hipoglisemi riski, kalp-damar ve böbrek hastalıkları ile kişinin tercihlerine göre planlanır.
Karbonhidrat miktarı ve kalitesi, porsiyonlar, öğün düzeni ve kişinin sağlık durumu birlikte ele alınır.
Düzenli hareket insülin duyarlılığını ve kalp-damar sağlığını destekleyebilir.
Fazla kilosu bulunan kişilerde sürdürülebilir kilo kaybı kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir.
Klinik duruma ve böbrek fonksiyonuna göre tip 2 diyabette kullanılabilen temel ilaç seçeneklerinden biridir.
Uygun hastalarda kan şekeri kontrolünün yanında kalp yetmezliği ve böbrek riskleri açısından değerlendirilebilir.
Kan şekeri, iştah, kilo ve bazı kardiyovasküler riskler dikkate alınarak uygun hastalarda kullanılabilir.
Hipoglisemi, kilo, maliyet, böbrek ve kalp durumu dikkate alınarak farklı ilaç grupları seçilebilir.
Belirgin insülin eksikliği, çok yüksek kan şekeri, gebelik veya yetersiz kontrol durumunda gerekebilir.
Hedefe ulaşmak ve tedavi gecikmesini önlemek amacıyla birden fazla ilaç birlikte kullanılabilir.
Kalp hastalığı, kalp yetmezliği, böbrek fonksiyonu, kilo, hipoglisemi riski, gebelik ve diğer ilaçlar tedavi seçimini değiştirebilir. İlaçlar hekim değerlendirmesi olmadan başlanmamalı veya bırakılmamalıdır.
Diyabet beslenmesi bütün karbonhidratların tamamen çıkarılması anlamına gelmez. Karbonhidratın türü, miktarı, öğün içindeki dağılımı ve ilaçlarla ilişkisi önemlidir.
Sebze, bakliyat, tam tahıl, uygun protein kaynakları ve doymamış yağları içeren dengeli bir plan oluşturulabilir. Şekerli içecekler ve yoğun işlenmiş gıdalar sınırlandırılabilir.
İnsülin veya hipoglisemi yapabilecek ilaç kullanan kişilerde öğün atlama ve uzun süre aç kalma riskli olabilir. Oruç veya özel diyet planları öncesinde tedavi düzenlenmelidir.
Ölçüm sıklığı kullanılan ilaca, insülin düzenine, hipoglisemi riskine, gebelik durumuna ve tedavi hedeflerine göre belirlenir.
Açlık, öğün öncesi, öğün sonrası, yatmadan önce veya belirtiler sırasında planlanabilir.
Sensör sistemleri glukoz yönünü, gece değerlerini ve hipoglisemi örüntülerini gösterebilir.
Sonuçların yemek, ilaç, egzersiz ve belirtilerle birlikte kaydedilmesi tedavi düzenlemesini kolaylaştırır.
Ölçüm hatası, el üzerindeki gıda kalıntısı, cihaz veya sensör sorunu sonucu etkileyebilir. Beklenmeyen değerler doğru teknikle tekrar kontrol edilmeli ve hekimin belirlediği plana göre hareket edilmelidir.
Hipoglisemi, kan şekerinin güvenli düzeyin altına düşmesidir. İnsülin ve bazı diyabet ilaçları riski artırabilir.
Terleme, titreme, çarpıntı, ani açlık, baş dönmesi, dikkat bozukluğu, davranış değişikliği ve görme bulanıklığı görülebilir.
Hipoglisemi yaşayan kişiye özel düzeltme planı oluşturulmalıdır. Bilinci kapalı kişiye ağızdan yiyecek veya içecek verilmemelidir.
Bilinci kapalı kişiye yiyecek ya da içecek verilmemelidir. Hastaya reçete edilmiş glukagon varsa eğitimde gösterilen şekilde uygulanmalı ve acil sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır.
Diyabet, kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığı riskini artırabilir.
Bu nedenle tedavi seçiminde yalnızca HbA1c değil, geçirilmiş kalp-damar hastalıkları, kalp yetmezliği, eGFR ve idrarda albumin düzeyi de dikkate alınır.
Tansiyonun, kolesterolün ve sigara kullanımının yönetilmesi diyabet komplikasyonlarını azaltma planının temel parçalarıdır.
Diyabetik retinopati açısından uygun aralıklarla genişletilmiş göz dibi muayenesi planlanabilir.
eGFR ve idrar albumin/kreatinin oranı ile erken böbrek etkilenmesi araştırılabilir.
Uyuşma, yanma, ağrı, duyu kaybı ve otonom sinir belirtileri değerlendirilir.
Cilt, tırnak, duyu, nabız, şekil bozukluğu ve yara riski düzenli olarak değerlendirilir.
Tansiyon, lipidler, sigara, göğüs ağrısı ve damar hastalığı belirtileri incelenir.
Diş eti hastalıkları ve enfeksiyonlar kan şekeri kontrolüyle karşılıklı olarak ilişkili olabilir.
Sinir hasarı ağrı ve sıcaklık hissini azaltabilir. Dolaşım bozukluğu ise yaraların iyileşmesini geciktirebilir.
Ayakların her gün kontrol edilmesi; kesik, kızarıklık, su toplaması, nasır ve renk değişikliklerinin erken fark edilmesine yardımcı olur.
Derin nasır, açık yara veya enfeksiyon bulguları evde kesilmemeli ve gecikmeden değerlendirilmelidir.
Ateş, enfeksiyon, kusma, ishal, ameliyat ve kortizon kullanımı kan şekerini önemli ölçüde değiştirebilir.
Sürekli kusma, karın ağrısı, hızlı veya derin solunum, nefeste farklı koku, belirgin sıvı kaybı, bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hâli, nöbet, ağızdan beslenememe ya da tedaviye rağmen çok yüksek kan şekeri diyabetik ketoasidoz, hiperozmolar kriz veya ciddi hipoglisemiyle ilişkili olabilir. Acil sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır.
Kontrol sıklığı kan şekeri düzeyine, tedavi değişikliğine, gebeliğe ve eşlik eden hastalıklara göre belirlenir.
Diyabet, insülin üretimi veya etkisindeki bozukluk nedeniyle kan şekerinin sürekli yüksek seyrettiği kronik bir metabolizma hastalığıdır.
Tanıda HbA1c, açlık kan şekeri, oral glukoz tolerans testi veya belirti bulunan kişilerde rastgele kan şekeri kullanılabilir.
HbA1c son birkaç aylık kan şekeri düzeyi hakkında bilgi veren bir testtir. Hedef değer kişiye özel belirlenir.
Bazı kişilerde belirgin ve sürdürülebilir kilo kaybıyla ilaçsız normal şeker değerleri elde edilebilir. Bu durum remisyon olarak adlandırılır ve düzenli takip gerektirir.
Tedavi gereksinimi diyabet türüne, kilo değişimine, insülin üretimine ve organ durumuna göre değişir. İlaçlar hekim önerisi olmadan bırakılmamalıdır.
Her zaman değildir. İnsülin geçici enfeksiyon, ameliyat, gebelik veya ciddi kan şekeri yüksekliğinde de kullanılabilir. Bazı hastalarda uzun dönem gereklidir.
Uygun tür ve porsiyonlarda tüketilebilir. Karbonhidrat miktarı, ilaçlar ve kişinin kan şekeri yanıtına göre planlama yapılmalıdır.
Ölçüm sıklığı kullanılan ilaç, insülin, hipoglisemi riski ve tedavi hedeflerine göre kişiselleştirilir.
Terleme, titreme, çarpıntı, ani açlık, baş dönmesi, dikkat bozukluğu ve davranış değişikliği görülebilir.
Evet. Diyabet böbrek hasarına yol açabilir. eGFR ve idrar albumin/kreatinin oranıyla düzenli tarama yapılabilir.
Muayene zamanı diyabet türü, tanı süresi ve önceki göz bulgularına göre belirlenir. Düzenli retina değerlendirmesi önemlidir.
Yetişkinlerde tip 2 diyabetin tanı, tedavi ve metabolik takibi İç Hastalıkları uzmanı tarafından yapılabilir. Tip 1 diyabet, gebelik, karmaşık insülin tedavisi veya özel durumlarda endokrinoloji değerlendirmesi gerekebilir.
İzmir Bornova’da tip 2 diyabet, yüksek kan şekeri, HbA1c, diyabet ilaçları, insülin kullanımı ve komplikasyon risklerinin kişiye özel değerlendirilmesi için Uzm. Dr. Derya Güneş ile iletişime geçebilirsiniz.


Görüşme kaydını bize iletmek ve dönüş almak için bilgilerinizi bırakabilirsiniz.